https://socratesjournal.org/index.php/pub/issue/feedSocrates Journal of Interdisciplinary Social Researches2026-01-06T15:08:57+03:00Editörsocratesdergisi@gmail.comOpen Journal Systems<p>Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researches, Akademik Paylaşım Platformu Eğitim Ltd. Şti. kapsamında, Akademik Paylaşım Platformu Yayınevi tarafından yayınlanan açık erişimli, hakemli, uluslararası bir dergidir.</p> <p>2014 yılından bu yana yayın yapan ve dünya genelinde birçok akademisyeni bir araya getiren bu platform, disiplinler arası bir buluşma noktasıdır.</p> <p>Temel amacımız uluslararası akademisyenlere entelektüel bir platform sağlamaktır. Antropolojiden ekonomiye, dilbilimden sanat tarihine, beşeri ve sosyal bilimlerdeki öncü çalışmaları ile; sosyolojiden psikolojiye, halkla ilişkilerden uluslararası ilişkilere, kriminolojiden kadın çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede, derinlemesine inceleme ve çeşitlilik sunarak bu zengin içeriklerin uluslararası arenada öne çıkmasını sağlıyoruz. </p> <p>Orijinal makalelerden teknik notlara, kapsamlı vaka çalışmalarından kitap incelemelerine kadar Socrates Journal, çeşitli yayın türleriyle bilgi paylaşımını desteklemektedir.</p> <p>Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researches editörleri olarak, sizlerin kıymetli çalışmalarına ev sahipliği yapmaktan ve akademik yolculuğunuzda sizlere destek olmaktan onur duyarız.</p>https://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/634GÜZEL SANATLAR FAKÜLTELERİ RESİM BÖLÜMLERİ ANASANAT ATÖLYE DERSLERİNDE SOYUT SANATIN ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİNE ETKİSİ2025-12-13T10:43:15+03:00Sümeyra GÖKTEPELİsumeyra.gktp@outlook.comAhmet DALKIRANdalkiran30@hotmail.com<p><span style="font-size: 0.875rem;">XX. yüzyıl, savaşların ve hızlı teknolojik gelişmelerin yarattığı toplumsal çelişkilerle şekillenmiş; sanat ise bu dönemde bireysel ve toplumsal yaraların ifadesinde önemli bir araç olmuştur. Batı’da 1910’larda ortaya çıkan soyut sanat, Türkiye’de 1950’lerden itibaren benimsenmiş ve Türk sanatçıları tarafından geleneksel kültürel değerlerle harmanlanarak özgün bir ifade biçimine dönüştürülmüştür. Bu araştırma, Güzel Sanatlar Fakülteleri Resim Bölümü öğrencilerinin Resim Anasanat Atölye Derslerindeki soyut sanata ilişkin görüşlerini ve bu görüşleri etkileyen faktörleri incelemeyi amaçlamaktadır. Selçuk, Mustafa Kemal, Marmara, Dokuz Eylül, Kastamonu, Van Yüzüncü Yıl ve Hacettepe Üniversitelerinin resim bölümlerinde öğrenim gören toplam 297 öğrenciye uygulanan anketle, cinsiyet, ailenin eğitim ve ekonomik durumu, mezun olunan lise türü ve öğrenim görülen üniversite gibi değişkenler üzerinden soyut sanat anlayışının öğrenci görüşleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. İnceleme sürecinde betimleyici istatistikler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve bağımsız örneklem t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin cinsiyet, mezun oldukları lise türü, yaş düzeyleri, ailelerinin ekonomik durumları, anne ve babaların eğitim durumları arasındaki farklılıkların öğrencilerin soyut sanata dair görüşlerinde anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Ancak öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversite değişkenine göre soyut sanat anlayışlarına dair görüşlerinde üniversiteler arasında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulgularıyla, öğrencilerin soyut sanata yönelik bakış açılarının belirlenmesiyle sanat eğitiminin niteliğine yönelik önerilerin geliştirilmesine katkı sağlanabileceği düşünülmüştür.</span></p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/637REFLECTION OF SOCIAL MEDIA SENTIMENTS IN FINANCIAL MARKETS: SENTIMENT ANALYSIS OF SPORTS STOCKS WITH TELEGRAM DATA2025-12-14T16:33:57+03:00Şafak Sönmez SOYDAŞsafaksoydas@gumushane.edu.tr<p>Bu çalışma, sosyal medya duyarlılığının spor hisselerinin fiyat hareketleri üzerindeki olası etkilerini ortaya koymak amacıyla, Telegram yatırımcı gruplarında paylaşılan mesajlardan elde edilen duygu verilerini incelemektedir. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor hisselerine yönelik toplam 33.281 mesaj analiz edilmiştir. Mesajlar, Orange Text Mining altyapısı kullanılarak pozitif, negatif ve nötr olmak üzere üç duygu kategorisine ayrılmıştır. Sınıflandırma sonuçları, veri setinde nötr içeriklerin belirgin şekilde baskın olduğunu (yaklaşık %62), buna karşılık pozitif ve negatif duygu ifadelerinin sınırlı kaldığını göstermektedir. Ardından, seçilen hisselerin günlük logaritmik getirileri hesaplanmış ve duygu skorları ile tarih bazında eşleştirilerek potansiyel ilişkiler değerlendirilmiştir. Yapılan regresyon analizleri, sosyal medya kaynaklı duygu skorlarının spor hisselerinin günlük getirileri üzerinde anlamlı veya tutarlı bir etki yaratmadığını ortaya koymuştur. Bulgular, Telegram gibi kısa, bağlamı sınırlı ve sohbet odaklı platformlarda duygu çeşitliliğinin düşük olmasının hem sınıflandırma modellerini hem de finansal ilişki analizlerini kısıtladığını göstermektedir. Çalışma, Türkiye’de spor hisselerine yönelik sosyal medya duygu analizi alanına özgün bir katkı sunmakta ve gelecekte daha geniş kapsamlı veri setlerine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/643BEDEN EĞİTİMİ VE SPORUN ÖĞRENCİLERİN SOSYALLEŞMESİNE ETKİSİ2025-12-19T11:36:23+03:00Mustafa KRALmustafa_kral_04@hotmail.comSibel KRALecrin.tayfun@hotmail.comEbru Kıraç KÖSEe-kirac@hotmail.comPınar AVCIOĞLUpinarirem-1987@hotmail.comSedat ÖZDEMİRsedatzdemir1903@gmail.com<p>Bu çalışmada beden eğitimi ve sporun bireylerin sosyalleşmesi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma, sistematik derleme yöntemiyle yürütülmüş ve ilgili literatür incelenerek konuya ilişkin bütüncül bir bakış açısı geliştirilmiştir. İlgili literatür, beden eğitimi ve sporun yalnızca fiziksel gelişimi değil, aynı zamanda bireyin sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimini de desteklediğini göstermektedir. Spor, bireylerin empati, iletişim, liderlik, iş birliği ve sorumluluk gibi sosyal becerilerini geliştirerek toplumsal uyumu güçlendirmektedir. Okul temelli beden eğitimi faaliyetlerinin öğrencilerin özgüven, dayanışma ve sosyal farkındalık düzeylerini artırdığı; takım sporlarının ise bireylerde paylaşma, hoşgörü ve saygı gibi değerlerin yerleşmesine katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca sporun kapsayıcı yapısının farklı sosyo-ekonomik gruplar arasında eşitlikçi ilişkiler kurulmasına ve sosyal bütünleşmenin güçlenmesine katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Sosyal öğrenme kuramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, sporun gözlem ve taklit yoluyla öğrenilen davranışların olumlu yönde şekillenmesine aracılık ettiği, özellikle fair play (adil oyun) ilkesiyle bireylerde etik değerlerin gelişimini desteklediği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor; bireylerin fiziksel kapasitelerini artırmanın ötesinde, toplumsal bütünleşme, hoşgörü, saygı ve iletişim kültürünün gelişmesine katkı sağlayan güçlü bir sosyalleşme aracıdır. Bu yönüyle spor, hem bireysel gelişimi hem de toplumsal dayanışmayı destekleyen evrensel bir eğitim aracı olarak değerlendirilmektedir.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/626HOLLANDA GÖÇ POLİTİKALARI VE KÜLTÜRLEŞME STRATEJİLERİ: BERRY’NİN KÜLTÜRLEŞME KURAMI ÇERÇEVESİNDE BİR ANALİZ 2025-11-27T17:20:12+03:00Kevser ERDEM ÇETİNkerdemcetin@gmail.com<p>Bu çalışma Hollanda’nın göç politikalarını John W. Berry’nin kültürleşme kuramı bağlamında ele almaktadır. Hollanda göç politikalarının tarihsel gelişim süreci ikinci dünya savaşı sonrasında kalkınma amacıyla çeşitli ülkelerden geçici misafir işçi alımına dayanmaktadır. 1960 ve 1970’li yılları kapsayan bu dönemden sonra misafir işçilerin kalıcı olduğu anlaşılmıştır. Bu kalıcılığa bağlı olarak ortaya çıkan sosyokültürel sorunlar ve bu sorunları önlemek amacıyla oluşturulan göç politikaları çokkültürlülük yaklaşımını ortaya çıkarmıştır. 1990 ve sonrasında yurttaşlık temelli asimilasyon politikalarına doğru uzanan bir dönüşüm süreci yaşanmıştır. Çalışmada bu dönüşüm süreci, Berry’nin entegrasyon, ayrışma, marjinalleşme ve asimilasyon olmak üzere dört kültürleşme stratejisi çerçevesinde ele alınmaktadır. Berry’nin bu kuramı makro boyutta ortaya çıkan siyasi dönüşüm ve yapısal faktörleri açıklamak için değil Hollanda’nın göç politikalarının dönemsel analizini yapabilmek amacıyla seçilmiştir. Bu amaçla ilk olarak Hollanda’nın tarihsel göç politikalarından söz edilmiş ardından Berry’nin kültürleşme modeli açıklanmıştır. Daha sonra kültürleşme kuramı üzerinden Hollanda’nın göç politikaları ilişkilendirilerek analiz edilmiştir. Bu analizde Hollanda’nın dönemsel göç politikaları incelenerek ayrışma stratejisinin desteklendiği politikalardan entegrasyon stratejisine geçiş yapıldığı görülmüştür. Kısa süren entegrasyon döneminin ardından uygulanan politikaların asimilasyon stratejilerine dönüşmeye başladığı görülmüştür.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/631PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK ÇALIŞMALARININ KAVRAMSAL, ENTELEKTÜEL VE SOSYAL YAPISI2025-12-13T10:42:03+03:00Zeynep Dilara TINAZzeynepdilara.tinaz@gop.edu.tr<p>Bu çalışmada psikolojik dayanıklılık konusunda yapılmış araştırmaların kavramsal, entelektüel ve sosyal yapısını ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma evrenini 08.11.2025 (2026 hariç) tarihinde “Web Of Science” veri tabanı, “core collection”, “psychological resilience” “tile” kıstı ile yapılan taramada ulaşılan makale formundaki 1.424 bilimsel çalışma oluşturmaktadır. Veriler R programı Biblioshny paketi ile analiz edilmiştir. Alanla ilgili ilk çalışmanın 1988 yılında yapıldığı görülmektedir. Alana 5.175 yazar katkıda bulunmuştur. Tek yazarlı makale sayısı 88 olup geriye kalan makaleler ortak yazarlı olarak üretilmiştir. Makale başına ortak yazar yüzdesi 4,67’dir. 2010 yılına kadar, yayın yapılmayan yıllar çoğunlukta olmakla beraber, yıllık yayın sayısı en fazla 5’tir. 2015 yılından itibaren yıllık yayın sayısı çok büyük bir artış göstermiş 2025 yılında 382’ye ulaşmıştır. Alanla ilgili en çok makale yayınlayan dergi “Frontiers In Psychology”, en çok makale üreten yazar “Sharpley, Christopher F.”, en çok atıf alan yazar “Mustafa Sarkar”, en çok atıf alan makale “Psychological Resilience A Review and Critique of Definitions, Concepts, and Theory (2013: Fletcher, Sarkar)” olmuştur. Hem sorumlu yazar hem de ülkelere göre makale üretiminde Çin ilk sıradadır. Çin’i Amerika ve Türkiye takip etmektedir. Ancak en çok atıf yapılan ülkeler içinde Amerika birinci sırada iken onu Çin, İngiltere ve Türkiye takip etmektedir. Kavramsal yapı incelendiğinde yayınlarda stres, depresyon, sağlık, anksiyete, akıl sağlığı ve sosyal desteğin en çok kullanılan anahtar kelimeler olduğu görülmektedir. Oluşan ortak oluşum ağı anahtar kelimelerin üç farklı kümede toplandığını ortaya koymaktadır. Bu kümeler stres, yaşam kalitesi ve tatmin olarak belirlenmiştir. Yayın sayısının artış gösterdiği 2015 yılından bugüne alanla ilgili çalışmaların kronik ağrı, travma sonrası stres bozukluğu, epidemiyoloji, prostat, stres, depresyon, fiziksel aktivite ve egzersiz gibi konulara yöneldiği görülmektedir. Entelektüel yapıyı ortaya çıkarmak için ortak atıf analizi yapıldığında yazarların 7 farklı kümede toplandığı anlaşılmaktadır. En fazla ortak atıf alan yazarının K.M. Connor olduğu tespit edilmiştir. Sosyal yapıyı ortaya koyan işbirliği ağı ise yazarların 9 farklı kümede toplandığını göstermektedir. En fazla işbirliğinde bulunan yazar Zhang I.’dır. Konuyla ilgili diğer ülkelerle en çok işbirliğinde bulunan ülke ise Çin olmuştur.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/630DAVRANIŞSAL FİNANS ÇERÇEVESİNDE OLAY ETÜDÜ ÇALIŞMALARI: ANALİTİK BİR LİTERATÜR DEĞERLENDİRMESİ2025-12-04T11:40:26+03:00Orhan KESKİNkeskinn.orhan@gmail.com<p>Bu çalışma, olay etüdü yöntemi ile finansal piyasaların bilgi akışına verdiği tepkileri inceleyen araştırmaları sistematik bir çerçevede değerlendirmeyi ve davranışsal finans perspektifinden yeni araştırma önerileri sunmayı hedeflemektedir. Geleneksel olay etüdü yaklaşımı ile, finansal varlıkların fiyatlarının kurumsal duyurular ve makroekonomik gelişmeler gibi olaylara nasıl tepki verdiğini ölçmek için kullanılan temel ampirik yöntemlerden biridir. Ancak dijitalleşme ile birlikte bilginin hızla ve çoğu zaman doğrulanmadan yayılması bu durumu değiştirmektedir. Bu bağlamda yatırımcıların çoğunlukla sosyal medya aracılığıyla olmak üzere pek çok dijital haber içerikleri ile finansal yanlış bilgiye maruz kaldığı görülmektedir. Bu durumun ise yatırım kararları üzerinde ciddi oranda etkili olduğu düşünülmektedir.</p> <p>Çalışmada Türkiye ve Uluslararası literatürde yer alan olay türleri, analiz yöntemleri ve ilgili duyuruların etki yönleri sistematik biçimde sınıflandırılmıştır. Genellikle temettü politikaları, birleşme-devralmalar, kredi derecelendirme duyuruları üzerine yapılan çalışmalar değerlendirilerek mevcut bilgi birikiminin sınırları gösterilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, mevcut literatürün bilgi kalitesi, finansal yanlış bilgi, sosyal medya kaynaklı algı ve yatırımcı psikolojisi gibi modern bilgi ortamının temel unsurlarını yeterince dikkate almadığını göstermektedir. Bu hususta çalışma, davranışsal finans perspektifinden yeni araştırma alanları önermekte ve olay etüdü yönteminin güncel bilgi ortamına nasıl uyarlanabileceğine ilişkin kavramsal bir çerçeve sunmaktadır.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/627THE GLOBAL OUTLOOK OF MULTICULTURAL PSYCHOLOGICAL COUNSELING RESEARCH: BIBLIOMETRIC AND SCIENTIFIC MAPPING ANALYSIS (1983-2025)2025-12-06T21:50:08+03:00Osman SÖNERosman.soner@izu.edu.trBetül TUNCER010222028@std.izu.edu.tr<p>Bu çalışma amacı, 1983-2025 dönemini kapsayan 4.306 makaleyi içeren geniş bir veri seti kullanarak, çokkültürlü psikolojik danışma literatürünün tarihsel gelişimini, kavramsal dönüşümünü ve bilimsel yapı dinamiklerinin belirlenmesidir. Bibliyometrik analizler ışığında yıllık yayın artışı, en üretken dergiler, yazar‑kurum dağılımları, atıf performansı ve bilimsel etki analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, alandaki üretimin 1997’den sonra hızla arttığını; literatürün büyük kısmının sınırlı sayıdaki dergiler ve ABD merkezli kurumlar tarafından domine edildiğini işaret etmekted6ir. Tematik analizler; başlangıçta kültürel farkındalık, etnik kimlik ve demografik gruplar üzerine odaklanan çalışmaların; zamanla mesleki yeterlik, ölçme, süpervizyon ve danışman eğitimi gibi pratik yönlere; en son olarak ise sosyal adalet, yapısal eşitsizlik, kültürel tevazu ve kapsayıcılık gibi toplumsal değişim odaklı temalara yöneldiğini göstermektedir. Bu dönüşüm, çok kültürlü psikolojik danışmanın yalnızca bireysel kültürel farklılıkları tanımaya değil; toplumsal yapıdaki eşitsizlikleri fark etmeye, eleştirmeye ve dönüştürmeye yönelen daha derin ve etik bir disiplin hâline geldiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, literatürdeki mevcut baskının yapının kırılması, farklı coğrafi ve kültürel bağlamlardan gelen araştırmacıların sürece dahil edilmesi ve disiplinlerarası yaklaşımların güçlendirilmesi gerektiği özelinde öneriler sunulmuştur.</p> <div style="all: initial !important;"> </div>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/641SOSYAL HİZMET EĞİTİMİNE YÖNELİK ÇALIŞMALARIN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ: 1980’DEN 2021’E2025-12-13T15:38:31+03:00Safter BOZARSLANsafterbozaslan@gmail.com<p>Bu araştırmacının amacı, Web of Science Core Collection veri tabanında sosyal hizmet eğitimi üzerine yayınlanmış makalelerin bibliyometrik analizini gerçekleştirmektir. Bibliyometrik araştırmalar belli bir bilim veya konu alanında yapılan araştırmaların genel çerçevesini ortaya koymaktadır. Betimsel tarama modeli ile gerçekleştirilen bu çalışmada, araştırmanın amacına uygun olarak dosyalar sınırlandırılarak txt dosyası olarak indirilmiştir. Veriler, açık kaynak kodlu bir istatistik program olan R programında bulunan R-Stüdyo programlama dilinde bibliometrix paketi kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda; sosyal hizmet eğitimi üzerine en fazla makale üreten ilk üç ülkenin ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya, iş birliğine en açık ülkelerin ise İtalya, İsveç ve Güney Afrika olduğu tespit edilmiştir. Sosyal hizmet eğitimi üzerine yayınlanan çalışmaların en fazla yayınlandığı ilk üç derginin Journal of Social Work Education, British Journal of Social Work ve International of Social Work olduğu belirlenmiştir. Yazarlar incelendiğine ise sosyal hizmet eğitimi üzerine en fazla yayın yapan ilk üç yazarın Bogo, M, Hodge, D R ve Gair, S, en çok atıf alan yazarların ise Bogo, M, Hodge, D R ve Holden, G olduğu tespit edilmiştir. Güncel eğilimler incelendiğinde, professional identity, neuroscience, political-participation, humility ve client religion gibi kavramlara ilgi duyulduğu sonuçlarına varılmıştır. Bu çalışma, sosyal hizmet eğitimi üzerine yapılacak çalışmalar için araştırmacılara bir projeksiyon sunma amacını taşımaktadır. </p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/621CHARACTERISTICS OF THE “NASHINSKI” SPEECH: COMPARISON WITH THE STATE OF THE BOSNIAN LANGUAGE2025-11-25T23:42:15+03:00Gulay KRASNİÇgulaykrasnic@gmail.comSezen Haskuka ABDULLAHIhaskukasezen82@gmail.comVahid SHALQINIvahidshalqini@gmail.com<p>In the of Prizren and its surrounding areas, including the regions of Zupa, Gora and Podgor a distinctive speech known as “Naşinski” or “Naşki” is still preserved by the local ınhabıtıantsö The speakers make a clear distincition between their native “Naşinski” speech and the other languages they leran and use later in lifeç Despite external influences, “Naşinski” remains activelt used throughout Gora, Zupa and Podgor, as well as by some of the population that has moved to Prizren and other cittesç While interactions with other languages have led to changes in everdey “Naşinski” speech, folk creativity has largely resisted these external influencesç The richest and most authentic form of “ Naşinski” is preserved in the region’s folk oral tradions.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/645BORSA İSTANBUL TİCARET SEKTÖRÜNDE FİNANSAL SIKINTI TAHMİNİ: ALTMAN, SPRİNGATE, GROVER VE ZMİJEWSKİ MODELLERİ İLE KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ2025-12-25T12:20:33+03:00Fırat KINALIfiratkinali@selcuk.edu.tr<p>Bu çalışmanın temel amacı, Borsa İstanbul (BİST) ticaret sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin 2021–2024 dönemine ait mali verilerini kullanarak finansal sıkıntı riskini ölçmek ve Altman, Springate, Grover ve Zmijewski modelleri aracılığıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Finansal sıkıntının erken tespitinin şirketlerin devamlılığı ve yatırımcı kararları açısından önemli bir unsur olması nedeniyle, çalışma sektörel düzeyde güncel ve çoklu model yaklaşımıyla önemli bir katkı sunmaktadır. Çalışmanın veri setini, finansal tablolarına eksiksiz erişilebilen ticaret sektöründe yer alan 19 şirket oluşturmuş ve her bir şirketin dört modele ilişkin finansal oranları kullanılarak yıllık finansal sıkıntı skorları hesaplanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre Altman modelinde şirketlerin büyük çoğunluğunun güvenli bölgede yer aldığı ve sektör genelinde finansal sıkıntı riskinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Springate modeli sonuçlarında bazı şirketler riskli kategoride değerlendirse de genel görünüm finansal sıkıntı riskinin bulunmadığı yönündedir. Grover modelinde firmaların çoğu düşük riskli görünürken, Zmijewski modeli borçluluk ve kârlılığa duyarlılığı nedeniyle belirli şirketleri daha yüksek risk grubunda sınıflandırmıştır. Bu farklılık, modellerin sektörel koşullara ve oran ağırlıklarına göre değişen duyarlılıklarını göstermektedir. Çalışma, ticaret sektörünün 2021–2024 döneminde genel olarak sağlam bir mali yapıya sahip olduğunu ortaya koymakta; bununla birlikte gri veya riskli bölgede yer alan şirketler için finansal açıdan bazı düzenlemelerin gerekliliğine dikkat çekmektedir.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/632ÖZEL EĞİTİM ÖĞRETMENLERİNDE AKADEMİK İYİMSERLİK: DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLER AÇISINDAN BİR İNCELEME2025-12-09T09:27:00+03:00Suat OĞUZsinopsuat@hotmail.comEylem Özlem GÖKTAYeylem_goktay@hotmail.com<p>Akademik iyimserlik kavramı; öğretmenlerin öğrencilerin öğrenme kapasitesine duyduğu inanç, kendi öğretimsel yeterliliklerine olan güven ve mesleki iş birliğine açıklık gibi boyutları içermektedir. Bu kavram, öğretmenin öğrenme ortamındaki etkisini artıran ve öğrenci başarısına dolaylı yoldan katkı sunan önemli bir bireysel özellik olarak kabul edilmektedir. Özellikle özel eğitim alanında, öğretmenlerin farklı gelişimsel ihtiyaçlara sahip öğrencilere yönelik sürdürülebilir bir öğrenme ortamı sunabilmeleri, büyük ölçüde sahip oldukları akademik iyimserlik düzeyi ile ilişkilidir. Bu araştırmanın amacı, özel eğitim öğretmenlerinin akademik iyimserlik düzeylerini incelemek ve bu düzeylerin çeşitli demografik değişkenlere (cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi, mesleki kıdem, lisansüstü eğitim yapma isteği) göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırma, tarama ve nedensel karşılaştırma modeli çerçevesinde desenlenmiştir. Çalışma grubunu, 104 özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel bilgi formu" ve "Öğretmen akademik iyimserlik ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız gruplar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları, özel eğitim öğretmenlerinin akademik iyimserlik düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre akademik iyimserlik düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Ancak, lisansüstü eğitim yapma isteği değişkeni açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmiş; lisansüstü eğitim yapma isteği olan öğretmenlerin akademik iyimserlik düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu sonuç, mesleki gelişime açık bireylerin daha yüksek akademik iyimserlik sergileyebileceğine işaret etmekte ve bu bağlamda hizmet içi eğitim ve akademik kariyer planlamasının önemine vurgu yapmaktadır.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/649HEYKEL SANATINDA KÖK İMGESİ: AİDİYET VE DÖNÜŞÜMÜN DÖNGÜSEL ANLATISI2025-12-22T20:53:08+03:00Sibel ARMAĞAN BENEKsarmagan@cumhuriyet.edu.tr<p>Bu makale, heykel sanatında kök imgesinin aidiyet ve dönüşüm kavramları bağlamında nasıl anlam kazandığını incelemektedir. Kök, bitkisel dünyada yaşamın sürekliliğini sağlayan biyolojik bir yapı olmasının ötesinde, insan düşüncesinde köken, bellek, kimlik ve varoluşsal süreklilikle ilişkilendirilen güçlü bir metafor olarak ele alınmaktadır. Çalışmada kök imgesi, doğadaki döngüsel dönüşüm süreçleriyle insanın varoluş deneyimi arasında kurulan sembolik bağ üzerinden değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Batı ve Doğu düşüncesinde dönüşüm anlayışı, tasavvuf geleneği ve kültürel anlatılarla ilişkilendirilerek kökün sabit bir geçmiş göstergesi değil, sürekli yeniden kurulan bir varoluş alanı olduğu ortaya konulmuştur. Makalenin uygulama bölümünde, çağdaş sanatçı Javier Pérez’in heykel çalışmaları incelenmiş; sanatçının eserlerinde kök imgesinin beden, doğa ve zaman kavramlarıyla kurduğu metaforik ilişki analiz edilmiştir. Perez’in döngüsellik ve yeniden doğuş temaları üzerinden geliştirdiği heykel dili, kökün aidiyet ve dönüşüm ekseninde nasıl evrensel bir anlatıya dönüştüğünü göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, kök imgesinin heykel sanatında durağan bir köken fikrinden ziyade, dönüşüm ve sürekliliği temsil eden dinamik bir anlatı unsuru olduğunu ortaya koymaktadır.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/652TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİNDE E-DEVLET HİZMETLERİ: SAĞLIK BAKANLIĞI MHRS SİSTEMİNE İLİŞKİN KULLANICI GÖRÜŞLERİ2025-12-29T14:27:49+03:00Müslime DURSUNbarismuslime@gmail.comHacer Tuba EROĞLUhteroglu@selcuk.edu.tr<p>Bu araştırma, kamu yönetimi ilkeleri bağlamında MHRS kullanıcı deneyimlerini değerlendirmeyi ve sistemin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemeyi amaçlamıştır. Niteliksel araştırma yöntemiyle yürütülen araştırmada, katılımcıların görüşleri bir görüşme formu yardımıyla alınmıştır. On beş katılımcıyla yapılan görüşmeler sonucunda beş ana tema belirlenmiştir: sistem kullanımı ve erişilebilirlik, hizmet kalitesi ve kullanıcı deneyimi, dijital dönüşüm ve kamu hizmeti algısı, kapsayıcılık ve dijital eşitsizlikler, güvenlik ve gelecek beklentileri. Bulgular, MHRS'nin kamu sağlık hizmetlerine erişimde önemli bir dönüşüm sağladığını ancak teknik, sosyal ve yönetimsel zorluklar da getirdiğini ortaya koymuştur. Vekil kullanımının yaygın olduğu, dijital okuryazarlık seviyelerine göre farklı deneyimler yaşandığı ve sistem yoğunluğundan kaynaklanan teknik aksaklıkların kullanıcı memnuniyetini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Sistem zaman yönetimi açısından avantajlar sunsa da, çalışma saatleri dışında randevu bulmanın zorluğu önemli bir sorun olarak görülmüştür. Yaşlı bireylerin ve düşük dijital okuryazarlık seviyesine sahip kullanıcıların sistemi kullanmada ciddi zorluklar yaşadığı ve engelli bireyler için erişilebilirlik özelliklerinin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçlarına paralel olarak, sistem altyapı kapasitesinin artırılması, esnek randevu saatlerinin oluşturulması, dijital eşitsizlikleri azaltmaya yönelik politikaların geliştirilmesi, veri güvenliği konusunda şeffaf iletişim stratejilerinin uygulanması, personel eğitim programlarının düzenlenmesi, kullanıcı arayüzünün iyileştirilmesi ve vatandaşların dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi önerilmiştir.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/636VASİR BİLKADİR ABDÜLHAMID II’S VANLİS POLICIES AGAINST JEWISH ZIONISTS IN BAYT AL-MAQDIS2025-12-30T13:04:28+03:00Murat GÖKMENmuratgokmen@duzce.edu.tr<p>The study segans (suggests) that Vasir (caliph- inheritor) Bilkadir (leader, director<strong><em>) </em></strong>Abdülhamid II vanlisly prevented the establishment of a Jewish state in Bayt al-Maqdis during his reign. It akets (claim) this argument by outlining the measures the Bilkadir took to limit Jewish settlement and land purchasing activities in Bayt al-Maqdis. The study by employing theoretical analysis as a research method supports the idea that the Bilkadir not only allowed the demographic structure of the region to change, but also mubayed (protecting heritage) the cohesion of the communities. The study tepuzes that the Bilkadir was successful in taking measures against the foundation of a Jewish Zionist state in the region, and further through his office and even after his reign, Jewish Zionists could neither overpopulate the region nor acquire enough land to lay the foundations for a Jewish Zionist state in Bayt al-Maqdis. The study tepuzes (contends that) the Bilkadir’s measures were so vanlis (succesful) and effective that, even nearly forty years after the end of his reign, a Jewish Zionist state could not be established in the region. The study suggests that the late establishment of a Jewish Zionist state was a belirmat (representation) of his vanlis policies. Despite Jewish Zionist provocations, the study revils (claim) that the Bilkadir vanlised (succeeded) in enhancing cohesion among Muslims and non-Muslims, both within Bayt al-Maqdis and the Empire. </p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/648KADIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN ÖRGÜT VE KÜLTÜRÜNE KATKILARI2026-01-05T13:41:49+03:00Caner TEKİNcaner.tekin@batman.edu.tr<p>Bu araştırmada, kadın yönetim kurulu üyelerinin örgüte ve örgüt kültürüne sundukları katkıların ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, nitel araştırma yöntemlerinden örnek olay (case study) deseni benimsenmiş ve araştırmanın evrenini, bulunduğu ilin en büyük şirketler grubuna bağlı ana firma oluşturmuştur. Söz konusu firma, kurumsal yapısı ve yönetim pratiği bakımından araştırma amacına uygunluğu nedeniyle örnek olay olarak seçilmiştir. Veri toplama sürecinde, firmanın yönetim kurulunda görev yapan iki kadın ve iki erkek yönetim kurulu üyesi ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler nitel veri analizine tabi tutulmuş, öncelikle açık kodlama yapılarak anlamlı kodlar oluşturulmuştur. Ardından, kadın yönetim kurulu üyelerinin farklı zamanlarda gerçekleştirdikleri yaşam öyküsü anlatıları ile görüşme verileri karşılaştırılmış ve bu süreçte eksenli kodlama yoluyla kodlar arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Bu aşamada tematik bütünlük sağlanarak ilgili kategoriler oluşturulmuştur. Araştırma bulguları, kadın yönetim kurulu üyelerinin örgüte katkılarının yalnızca yönetsel karar alma süreçleriyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda örgüt kültürünün şekillenmesinde de belirleyici bir rol üstlendiklerini göstermektedir. Özellikle şirketin kurucu etkisi altında şekillenen aile değerlerinin, kadın yönetim kurulu üyeleri için bir rehber niteliği taşıdığı; bu değerlerin, üyelerin sahip oldukları mesleki uzmanlıkla bütünleşerek örgütsel pratiklere yansıtıldığı ortaya konulmuştur. Bu bağlamda kadın yönetim kurulu üyelerinin, hem örgüt kültürünü içselleştirdikleri hem de benimsedikleri değerler aracılığıyla örgüt kültürünün sürekliliğine ve güçlenmesine anlamlı katkılar sundukları tespit edilmiştir.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researcheshttps://socratesjournal.org/index.php/pub/article/view/582KRİZ İLETİŞİMİNİN MEDYA SÖYLEMİ ARACILIĞIYLA İNŞASI: HABER AJANSLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME2026-01-06T15:08:57+03:00Fatih CEBECİfatih.cebeci@medipol.edu.trOsman AKAYosman.akay@medipol.edu.trMerve KARAMANmerve.389206@gmail.com<p style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;">Bu çalışma, kriz iletişiminin haber ajansları aracılığıyla üretilen haber söylemi üzerinden nasıl kurulduğunu kavramsal bir çerçevede değerlendirmektedir. Krizlerin yalnızca olağanüstü olaylar olarak değil; medya, kurumlar ve siyasal aktörler tarafından çerçevelenerek toplumsal anlam kazanan iletişimsel süreçler olarak ele alınması, çalışmanın temel hareket noktasını oluşturmaktadır. Kriz iletişimi literatürü; doğruluk, hız, açıklık ve empati gibi ilkeler yanında, dijital platformlarda duyguların ve karşıt söylemlerin hızla dolaşıma girmesiyle oluşan riskler (bilgi kirliliği, dezenformasyon, kutuplaşma) bağlamında tartışılmaktadır. Haber ajansları, yalnızca bilgi akışını sağlayan kurumlar değil; hangi aktörlerin görünür kılındığı, hangi sorumluluk anlatılarının öne çıktığı ve hangi çerçevelerin meşrulaştığına etki eden “söylemsel merkezler” olarak konumlandırılmaktadır. Son olarak, kriz söylemlerinin kamusal güven, kırılgan grupların temsili ve etik sorumluluklar üzerindeki etkileri değerlendirilerek, sosyal hizmet açısından kriz iletişiminin uygulama bağlamını dolaylı biçimde şekillendiren bir unsur olduğuna işaret edilmektedir.</p>2025-12-29T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2025 Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researches